“Ordumuz Gazze’ye!!!”

“(Ey Müslümanlar!) Size ne oluyor (ve nasıl bir vicdani sorumsuzluğa kayıyorsunuz) ki; “Ya Rabbi, ehli (ve idarecileri) zalim olan şu ülkeden (ve şu zalim düzenden) bizi kurtar, bize Kendi katından bir sahip gönder ve bize Kendi rahmetinden bir yardımcı ver” diye yalvarıp duran; erkek, kadın ve çocuklardan oluşan aciz ve çaresiz kimseleri kurtarmak için Allah yolunda (çalışıp) çarpışmıyorsunuz?” (Nisa S. 75) İlahi Mesajı sanki şimdi indirilmiş gibi hepimize yani Mümin’im diyen her Müslümana İmani, Vicdani ve İnsani sorumluluğumuzu yerine getirmemizi emrediyor!

Doğu Türkistan’da asırlık devam eden Çin Zulmüne, Arakan, Afganistan, Irak, Suriye ve Filistin’de Siyon-Haç İttifakının devam ettirdiği zulümlere, işgallere ve katliamlara; zerre imanı olan bir Mü’min asla seyirci kalamaz! Mazlumlar ağlarken gülemez ve eğlenemez!

Ferd, Toplum ve Devlet olarak hepimiz gücümüz kadar sorumluyuz!

“Kim (İslam’a ve insanlığa yararlı) iyi bir işe (haklı ve hayırlı bir kişiye) aracılık ederse, onun da o işten bir sevabı ve nasibi vardır. Kim de kötü bir işe aracılık yapar (zulme, yanlış ve haksız neticelere şefaatçi ve yardımcı olur)sa, onun da (bu kötülüklerden ve zulümlerden elbette) günahı ve payı olacaktır. Allah her şeyin (ve herkesin) üzerinde koruyucu ve hesap sorucu olandır (ve hak ettiği karşılığı hak edene verendir).” (Nisa S.85) İlahi Mesajı gereği maddi desteklerimizle ve manevi dualarımızla Din, Irk ve Mezheb ayırmadan tüm Mazlumların daima yanında ve tüm zalimlerin daima karşısında olmaya mecburuz!

Ülkemize gelen Suriye, Irak, Mısır ve şimdi de Filistinli mazlum, muhacir kardeşlerini yük gören kafa bu İlahi mesajları asla anlayamaz! Bu merhametsiz ve vicdansız kafalar maddi imkânlarımız kadar Muhacirlere gönüllerini, evlerini açacak ve zalimlere siyasi ve İktisadi boykotu başlatacak İmana ve Vicdana asla ulaşamaz!

Milli Şairimizin; “Müslümanlık nerde! Bizden geçmiş insanlık bile... Âdem aldatmaksa maksad, aldanan yok, nafile! Kaç hakiki Müslüman gördümse, hep makberdedir; Müslümanlık, bilmem amma, galiba göklerdedir...’’

“Irzımızdır çiğnenen, evladımızdır doğranan.../Hey sıkılmaz, ağlamazsan, bari gülmekten utan!...” mısralarıyla dile getirdiği feryadını hepimiz yüreklerimizde hissetmeliyiz!

“Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın!” anlayışıyla mazlumların çığlığına kulaklarını ve kalblerini kapatıp zalimlerin zulmüne seyirci kalanlar ve dolaylı destekleyenler sonunda bu asrın İzrail gibi yılanları tarafından bir gün mutlaka sokulacaklardır!

ABD, Çin ve Avrupa gibi, güce güvenen Emperyalist Köpeklerin tüm saldırılarına karşı direnen bir avuç Kahraman Filistinli Mücahidlerin yanındayız ve her imkânımızla yanında olmaya mecburuz!

Düşmanlarımızın aslında kendi aralarında paramparça oldukları için güçleri yok ama Filistin’e dost gözüken Müslüman ülkelerin işbirlikçi yönetimlerinde iş yok!

Dünya, mal, makam ve şehvet sevgisi ile oluşan ölüm korkusu sadece halkı Müslüman Ülkelerin o büyük gücünü unutturmuş! Gözlerini korkuyla adeta körleştirmişler, kulakları sağır olmuş!

Halen halkı Müslüman Ülkelerden ve maalesef ve maalesef Ülkemizden kalkan Savaş Uçaklarının mekânı olan NATO Üstlerini ve Kürecik’teki Radar Üssünü kapatamıyoruz! Bebekler, çocuklar, kadınlar; halkı Müslüman Ülkelerden kalkan savaş uçaklarıyla katlediliyorlar! Hastahaneler bombalanıyor, evler, hastahaneler ve mabedler yerle bir ediliyor!

NATO Ülkeleri, üyesi olmayan Canavar İzrail’in vahşetine ve katliamına nasıl yardım edebilir?
BM’nin tanıdığı Filistin Devletine nasıl saldırılar düzenleyebilir nasıl?

Türkiye’miz acilen üs›leri kapatarak mazlum, çaresiz halkın katliam vebaline ve arş-ı âlâyı titreten bu zulme her mevzide karşı olmalıdır! Derhâl tüm ticari antlaşmaları iptal etmelidir! Haydut eşkıya İzrail Elçiliğini acilen kapatmalıdır! Ki bir türlü bitmeyen sel, kasırga, zelzele gibi afatların sebeplerini artık idrak ederek yanlışlıklarımızdan ve ihmallerimizden acilen dönmeliyiz!

“Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste!” gerçeğini asla unutmamalıyız! Gerekirse ‘’Asakir-i Mansureyi Muhammedi”ye olan Ordumuzu Gazze’ye hareket ettirmeliyiz!

“İşte o şeytan, yani kalbinize türlü vesveseler vererek sizi korkutmaya çalışan cin ve ins şeytanları ve sinsice aranıza sızarak, kâfirleri olduğundan fazla güçlü gösterip cesaretinizi kırmaya çalışan düşman casusları, gerçek müminleri asla yıldıramazlar. Onlar ancak kendi dostlarını, kendilerine değer veren ve kendileri gibi imansız olan inkârcıları ve ikiyüzlüleri korkutabilir. O hâlde, gerçek müminler iseniz onlardan değil, Benden gelecek azaptan ve benim sevgimi kaybetmekten korkun!” (Ali İmran S.175) İlahi Mesajı vesveseleri, endişeleri, kaygıları, korkuları yenen İlacımız, İmanımız ve cesaretimizdir!

Unutmayalım ki; Allah’ımızın; sevgisini, rahmetini ve yardımını kesmesinden ve azabından korkarsak, Allah Düşmanlarımızı korkutur! Düşmandan korkarsak, Allah’ımız bizi Düşmanlarla korkutur!

Süper değil sadece sinek güç olan Şeytan ve yandaşlarından asla korkmayan ve Şehadeti yaşamaya tercih eden ve Allah’ımızın koruduğu bir toplumu kim yiyebilir ve kim yenebilir? Müslümanlar birbirini yemezse Müslümanları asla hiçbir güç yiyemez ve asla yenemez!

Zira; “Müslümanlar bu çetin imtihanlardan geçerken bile, tek söyledikleri şuydu: “Ey Rabb’ımız, günahlarımızı ve işimizdeki aşırılıkları bağışla! Er meydanlarında dizlerimize derman, yüreğimize cesaret vererek adımlarımızı sağlamlaştır ve inkâr edenlere zalimlere karşı bize yardım et!” (Ali İmran S.147)

Amiin! Nefsimizde, ailemizde ve ülkemizde “İslam Sözleşmesi”nin uygulanması, Mukaddes Mescid-i Aksa’mızın, Filistin’imizin, Osmanlıcamızın özgürlüğü, tatil olması dileğiyle Cuma Bayramımız mübarek olsun.

Selam, sevgi ve duayla...

1922 yılında Rize'den İzmit'e göç eden eski Karamürsel Müftüsü Ali Efendi'nin (r.a.) oğlu Şevki Yılmaz; 1955`de İzmit`te doğdu. İlkokulu 1967`de İzmit`te bitirdi. 1973 yılında İzmit İmam-Hatip Lisesi'nden mezun olduktan sonra, Derince Lisesi`ni de dışardan bitirdi. 1974 yılında MSP-CHP koalisyonunda, Adalet Bakanlığı Özel kalemi olarak görev yaptı. Şevki Yılmaz, İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü`nden 1980 yılında mezun oldu. Fakülte yıllarında Kartal Müftülüğünde Murakıp olarak memuriyet hayatına devam etti.