Nesillerimizi ve Ailelerimizi korumak için İslam’ın evi varken başka kapılarda işimiz ne?!

Nesillerimizi ve Ailelerimizi korumak için İslam’ın evi varken başka kapılarda işimiz ne?!

ŞEVKİ YILMAZ

Anadolumuzda yaşayan mukaddesat tutkunu insanımızın; kendini tanımlama ve ifade etme meselesi yoktur ve hiç olmamıştır.

Fussilet Suresi 33. Ayet-i Celile’de Rabbimiz bizi bizzat tanımlamış ve çizgiyi; “İnsanları Allah’a kul olmaya çağıran, güzel ve yararlı işler yapan ve ‘Ben, tam bir teslimiyetle Allah’ın hükümlerine boyun eğen bir Müslümanım!’ diyen kimseden daha güzel sözlü kim olabilir?” emriyle belirlemiştir.

Allah’a boyun eğen müslümanın tüm hayatını vahiy ve Resulü ile sistemize eden Rabb’imiz; müslümanın ferd ve toplum olarak davranış şekillerini ve kurallarını gündelik hayatından, toplumsal hayata kadar belirlemişken Anadolu evimizde kaybettiğimiz değerleri başka mecralarda aramanın ne anlamı vardır?

Yıllardır batının kapısında bekledikte ne oldu?

Onların necis kanunları ve uygulamalarını taklit ettik te ne elde ettik?

Aslımıza, özümüze, Galubela’da Allah’ımıza verdiğimiz sadece O’na Kulluk sözümüze dönmeye karar vermek zorundayız.

Kulunu yaratan onun neye ihtiyacı olduğunu en iyi bilen değil midir?

Mutlak hakikat böyleyken iyiliği arttırmak, kötülüğü azaltmanın çareleri yine İslam eczanesinde değil midir?

İstediğimiz kadar Emniyet ve Güvenlik Güçlerini modernize edelim, sayılarını artıralım ve istediğimiz kadar Adliye Sarayları, Yargı mensublarını ve Cezaevlerini çoğaltalım Dünya’da hiçbir güç ve hiçbir İktidar soysuzlukları, soygunları, yolsuzlukları, cinayetleri vs.. suçları, toplumları Ahiretin gümrük kapısı Kabir Yurduna ve sonrası Ahiretin dehşetli Hesab Gününe hazırlamadan önleyemez! 

Suçu ve suçluları asla azaltamaz!

“Galubela” sözünü, andını terk edeli tam iki asırdır sadece Dünyaperest yani Maddeperest Nesil yetiştirmekle meşgul olduk! Bu sebeble; Şeytani şer rejimlerin Deizm, Gnostizim, Agnostizm, Ateizm, Kapitalizm bataklığında yetişen sivrisinekleriyle uğraşarak can, namus ve mal terörünü asla önleyemeyiz!

Küfür şirk, inkâr ve nifak bataklığını, İman ve İslam toprağıyla kurutmadan özlenen Asım’ın neslini nasıl yetiştireceğiz? 

Nasıl zulümleri haksızlıkları önleyeceğiz? 

Ahiretin Büyük Hesab Günü unutturulduğu için oluşan suç bataklığının sivrisinekleri olan, Suçluların Cezaevlerinde vardiyalı yattığı gerçeğini ne zaman görüp kınayan ve kuduranlara aldırmadan Ferd ve  Devlet olarak İslam Nizamı’na ne zaman döneceğiz!?

“Beni her yerde ve her zaman gören, işiten ve her işimi, her sözümü Kiramen Katibin Melekleriyle kayıt altına alan Allah var” inancıyla İman, İslam, Namaz, ihsan ve ahlak neslini yetiştirerek Cezaevlerini ne zaman sulh yerlerine ve iş yerlerine dönüştüreceğiz?

“Yamadık dünyamızı yırtarak dinimizden Din de gitti, dünya da gitti elimizden!” gerçeğini idrak edip yeniden Allah’ımıza ve Dini İslam’a  şartsız ve itirazsız ne zaman Kul olacağız?!

“İyi bilin ki, iman ve onun gereği olan salih amelden soyutlanmış bir dünya hayatı, ancak gelip geçici bir oyun, gaflete düşüren bir eğlence, aldatıcı bir süs, birbirinize karşı övünme sebebi ve daha çok servet ve övünülecek nesiller çoğaltma yarışından ibarettir. 

Onun vaadettiği zevkler, tıpkı yağmurun yeşerttiği bitkilerin hâline benzer ki, onun sulayıp yetiştirdiği bitkiler çiftçilerin pek hoşuna gider, fakat bu göz alıcı bitkiler ve rengârenk çiçekler zamanla kurumaya yüz tutar ve bir de bakarsın ki tamamen sararıp solmuş ve sonunda çerçöp hâline gelmişler. 

İşte dünyanın lüks ve ihtişâmı da böyle yok olup gidecektir. Âhirette ise, zâlimleri bekleyen çetin bir azap vardır, müminler için de Allah’ın bağışlaması ve hoşnutluğu.” ( Ana Hayat ve Anayasamız Kur’an-ı Kerim Hadid Suresi 20. Ayeti Kerime Tefsir Meali) İlahi Mesajında belirtildiği gibi ahireti kazanmak için yaşanmayan bir dünya hayatı, sonu felâketle biten aldatıcı bir zevkten başka bir şey değildir.!

İktidarımızın toplumu ahirete hazırlamak için uygulamaya soktuğu Kur’an-ı Kerim, Siyeri Nebi ve Ahlak dersleri ve İlkokuldan İtibaren zorunlu Gençlerimizin İş sahibi, Aş sahibi ve Eş Sahibi olması için İlk Okuldan sonra kesintisiz zorunlu Eğitim yanlışlığını acilen kaldırmalıyız! 

Önce Valiler başta olmak üzere Amir ve Memurlarını sonra halkını Allah’a Kulluğa, Ölüm ve Ahiret Yurduna hazırlamakla görevine başlayan Hz. Ömer b. Abdülaziz (r.a) halifemizin iki yıl içinde suçları azaltıp suçluları ıslah etmesinden hepimiz dersler çıkarmalıyız!

“ Peygamber Efendilerimiz Ucuzluk Vadederek tebliğ ve davet yapmadılar! Onlar İnsanları sadece Allah’ımıza Kul olmağa ve toplumu ahirete hazırlanmaya davet ettiler!”

Devlet adına bu görevi Diyanet İşleri Başkanlığımız, Milli Eğitim Camiasının şuurlu Muallimleri ve STK’larımız üstlenmeli!

Sadece Camilere gelenlere değil gelmeyenlere, okullarımızdaki tüm talebelerimize, kahvelerde oturanlara hatta evinde irşad edilmeyi bekleyenlere tek tek ulaşmalıyız!

Particilik, ırkçılık, Mezhebçlik ve Tarikatçılık tartışmalarını bırakarak Nefislerimizi ve Nesillerimizi sadece Allah’ımızın değişmez son Dini İslam’a ve hepimize bir nefes yakın Ölüm ve ötesi sonsuz hayata hazırlanmaya davet etmeliyiz! Batının batıl bataklığında Patinaj yapıp boşuna zaman kaybetmemeliyiz!

Allah’ımız Bizi “Bu dünya hayatı, kesinlikle çoluk-çoçuk sahibi olma zevki, bir eğlence, bir oyundur. Bu dünya hayatının zevk ve eğlenceleri, aldatıcı bir oyalanmadan ve gelip geçici eğlenceden başka bir şey değildir; oysa özenip imrenmeye değer gerçek hayat, sadece âhiret yurdudur; Âhiret yurdundaki hayat ise, bütün canlılığıyla devam eden sonsuz, asıl hayattır. Keşke bilmiş olsalardı.” (Ankebut Suresi 64.) İlahi Mesajını unutmadan Ahiret Yolculuğuna hazırlanan ve Ahirette hesaba çekilmeden kendisini hesaba çeken ve orada pişman olmadan yaşarken işlediğimiz günahlardan pişman olup tevbe eden kullarından eylesin!  Amiin.

“Ey Rabb’ımız! Bize bu dünyada da, Ahirette de iyilikler, güzellikler, hayırlar ver ve bizi (Cennetinle mükâfatlandırarak) Cehennem azabından koru!” Amiin.

Nefsimizde, ailemizde ve ülkemizde “İslam Sözleşmesi ”nin uygulanması, Mukaddes Mescid-i Aksa’mızın, Filistin’imizin, Osmanlıcamızın özgürlüğü, tatil olması dileğiyle Cuma Bayramımız mübarek olsun. 

Selam, sevgi ve duayla...

1922 yılında Rize'den İzmit'e göç eden eski Karamürsel Müftüsü Ali Efendi'nin (r.a.) oğlu Şevki Yılmaz; 1955`de İzmit`te doğdu. İlkokulu 1967`de İzmit`te bitirdi. 1973 yılında İzmit İmam-Hatip Lisesi'nden mezun olduktan sonra, Derince Lisesi`ni de dışardan bitirdi. 1974 yılında MSP-CHP koalisyonunda, Adalet Bakanlığı Özel kalemi olarak görev yaptı. Şevki Yılmaz, İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü`nden 1980 yılında mezun oldu. Fakülte yıllarında Kartal Müftülüğünde Murakıp olarak memuriyet hayatına devam etti.